“Batı başkasının acısı üzerine mutluluğunu bina eder”

“Batı başkasının acısı üzerine mutluluğunu bina eder”

Tarih boyunca İslam Coğrafyasında yaşanan savaşların, Batı medeniyetinin sömürgeci anlayışının bir sonucu olduğunu belirten Doç. Dr. Celil Abuzer, Batı medeniyetin tarih boyunca başkasının acıları üzerine mutluluğunu bina ettiğini söyledi.

HABER MRK- Harran Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Din Sosyolojisi Ana Bilim Dalı Başkanı Doç. Dr. Celil Abuzer, özellikle ‘Arap Baharı’ süreciyle İslam Coğrafyasına dayatılan savaşları ve bu savaşlarla birlikte Müslüman beldelerde yayılan iç kargaşayı tarihsel açıdan değerlendirdi.

Tarihte ve günümüzde yaşanan tüm savaşların hak ve batıl mücadelesinin bir sonucu olduğunu belirten Abuzer, bu savaşın İslam medeniyeti ile Batı medeniyeti arasında hala devam ettiğine dikkat çekerek İslam coğrafyasında yaşanan savaşlara bu açıdan bakılması gerektiğini söyledi.

Batı medeniyetinin tarihinden örnekler veren Abuzer, başkasının acısı üzerinde kendisi mutluluğunu bina eden Batı medeniyetinin kan ve gözyaşı üzerinde kendi var etme anlayışına dayandığını söyledi.

Sykes-Picot antlaşmasıyla büyük darbe alarak parçalanan İslam medeniyetinin, bir daha ayağa kalkmak için kendisine ‘amasız’ bir şekilde hedef belirlemesi gerektiğini ifade eden Abuzer, ümmet en öncelikli hedefinin Hz. Peygamberi ve sahabeleri örnek alarak İslam Medeniyetinin yeniden inşası olması gerektiğini vurguladı.

Günümüzde yaşanan savaşların hak ve batıl mücadelesinin tezahürü olduğunu belirten Abuzer, “Biraz daha açacak olursak bu bir medeniyet kavgasıdır. Yani İslam medeniyeti ile Batı medeniyetinin üstünlük kavgası… Maalesef 17’inci yüzyıl ile birlikte özellikle İslam medeniyeti ciddi bir şekilde durağanlaşma sürecine girdi. Batı medeniyeti ise tüm hoyratlığıyla yükselmeye başladı. Bu arada bu durumun toplumsal olarak, yönetimsel olarak sebepler üzerinde konuşmak gerekir. Ama gelinen noktanın Batı medeniyetinin doğasıyla alakalı olduğunu görüyoruz. Çünkü Batı medeniyeti başkalarının kan ve gözyaşı üzerinde kendi var etme anlayışına dayanır. Sömürgeye dayanır. Bir başkasını yutmakla beslenir. Bir başkasının acısı üzerinde kendisi mutluluğunu bina eder. Tarihe baktığımızda arka planda hep bu kirli anlayışı görürüz.” dedi.

“Amerika, beyaz insanın mutluluğu adına milyonlarca Kızılderili insanı katletti”

Amerika kıtasının keşfi birlikte beyaz insanın mutluluğu adına Amerika’nın milyonlarca Kızılderili insanı katledildiğini hatırlatan Abuzer, yine bu dönemde çıkarılan bir bulaşıcı hastalıktan ölen insan sayısının savaşta ölen insanların sayısından daha fazla olduğunu söyledi.

Batı medeniyetinin tarih boyunca yaptığı katliamlardan örnek vermeye devam eden Abuzer, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Hindistan bölgesinde Batı medeniyetini güya uygar ki ben ona ‘deni’ diyorum. Oluşturduğu kan ve gözyaşı-yakın tarihtir- hepimiz biliyoruz. Avusturalya’da Abojinlere uygulanan soykırımlar, sömürüler… Bunların hepsi Batı medeniyetinin olumsuz ve çapulcu karnesinin göstergesidir. Daha 1992 tarihinde Afrika’da milyonlarca insan çok basit fitneler sonucu katledildi. Modern Batının! gözü önünde. Daha da yakın tarihe gelelim Bosna’da; Avrupa’nın göbeğinde insanlar başka bir medeniyete mensup oldukları için katledildiler ve buradaki en temel sebep medeniyet farkıydı. Bunu görmemiz lazım. Çünkü sahip olduğunuz medeniyet nerede durduğunuzu gösteri, safınızı belirler.”

“Batı medeniyeti dönüşmekten ya da ölmekten başka herhangi hayat hakkı tanımaz”

Batı medeniyetinin kendi dışındaki diğer insanlara dönüşmekten ya da ölmekten başka herhangi hayat hakkı tanımadığının altını çizen Abuzer, tarihte ve günümüzde yaşanan tüm savaşların temelinde bu anlayışın olduğunu bilinmesi gerektiğini söyledi.

“Yüzyıllık Skyes-Picot Antlaşmanın süresi doluyor ve ümmet bu antlaşmanın bedelini ödüyor”

Batı medeniyeti,  ümmetin bir daha ayağa kalkmaması için Sykes- Picot Antlaşmasıyla darbe vurduğunu hatırlatan Abuzer, son yıllarda artan savaşların temelinde yine bu antlaşmanın süresinin sona ermesi olduğunu ifade etti.

Abuzer, sözlerine devamla:

““Batı medeniyetinin, Skeys-Picot Antlaşması,  İslam Medeniyetinin temsilcisi ve adeta tespihin imamesi olan Osmanlı’ya son darbeyi vurarak İslam Coğrafyasının bir daha ayağa kalkmamak üzere cetvellerle bölme girişimidir. Bölünme ile birlikte aralara fitne ve fesat sokma tarihidir. Yüzyıldır biz ümmet olarak bunun bedelini ödüyoruz. İslam Coğrafyası bunun acısını yaşıyor. Ne yazık ki bu coğrafyada cetvelle çizilmiş bu bölgelerde kendilerine hizmet edecek piyonlar, kuklalar yetiştirerek bu kuklalar aracılığıyla ümmet inim inim inletilmiş. Ancak Batı’nın bir daha ayağa kalkmaz dediği bu ümmet isimsiz kahramanların canı pahasına ortaya koydukları mücadeleler ve hizmetler karşılığında bugün yine ayağa kalkma umudunu elde etmiştir. Bu yüzyıllık antlaşmanın süresi doluyor ve ümmet bu antlaşmanın bedelini ödüyor. Irak’ta, Suriye’de, Mısır’da, Yemen’de, diğer bölgelerde... Ve son olarak darbe vurmaya çalıştıkları yer Türkiye’dir.”

“Müslümanlar ihtilafları bir kenara bırakarak bu ümmetin kurtulması için ortaya bir çaba koymalı”

Günümüzde yaşanan hadiselerin bir medeniyetin varoluş kavgası olduğunun anlaşılmasının önemine değinen Abuzer, tüm Müslümanların yaşadıkları ihtilafları bir kenara bırakarak bu ümmetin kurtulması için ortaya bir çaba koyması gerektiğini belirtti.

Abuzer, “Türkiye’yi niye önemsiyoruz. Çünkü şu an ayakta tek durabilen ülke Türkiye.  PKK’sıyla, DEAŞ’ıyla, PYD’siyle ve daha adını saymadığımız diğer tüm o sinsi piyon yapılarla Türkiye çökertilmeye çalışılıyor. Uyanan, ayağa kalkan ve ‘benim de sözüm var’ diyen Türkiye’yi yeniden kalın zincirlerle bağlamaya çalışıyorlar. Ve bu kavga bunun kavgasıdır. Ümmetin uyanması gerekiyor.”

“Hunhar, çapulcu Batı medeniyetine karşı İslam medeniyetinin kurucu evlatları direnmelidir”

İslam ümmetinin tarihte hiç yaşamadığı kadar büyük acılar yaşadığını ifade eden Abuzer, “Şehirler bombalanıyor. Mazlum insanlar katlediyor. Savaş suçları işleniyor. Zehirli gazla en acımasız şekilde kullanılıyor. Ve bunun ancak yüzde 10’u bize yansıtılıyor işin garip tarafı da bu. Dolayısıyla ben süreçte yeniden bizi Sykes-Picot benzeri antlaşmalara mahkûm etmeye çalışan hunhar, çapulcu bu Batı medeniyetine karşı İslam medeniyetinin kurucu evlatlarının bu oyunun farkına varıp bu oyuna fırsat vermemeleri ve canı pahasına buna direnmeleri gerektiğine inanıyorum. Ortadoğu’da bir söz söylenecekse önce bizim sözümüz olmalı, Türkiye’nin olmalı, ümmetin olmalıdır.”

“Yapay kimlikler üzerinde değil ümmet kimliği, Müslüman kimliği, iman kimliği üzerine odaklanmamız gerekiyor”

Batı medeniyetinin İslam coğrafyasının içerisine çizdiği sınırların daha da tehlikeli olarak Müslümanların zihin dünyasına çizildiğini ifade eden Abuzer, Müslümanların zihin dünyasının bu algılardan kurtulması gerektiğini sözlerine ekleyerek şöyle devam etti:

“Öncelikle ‘amasız’ bir şekilde hedefi net olarak ortaya koymak gerekiyor. Ümmet olarak bizim en öncelikli hedefimiz İslam Medeniyetinin yeniden inşası olmalıdır. İslam bilincini, ümmet bilincini, Hz. Peygamber ve ashabının ortaya koyduğu İslam’ı yeniden canlandırılması ve ayağa kaldırılması olmalıdır. Şu an çizilmiş suni sınırların aksine bizim bir gönül coğrafyamız var. Dünyanın neresinde bir Müslüman varsa orası bizim gönül coğrafyamızın sınırı oraya kadardır. Dünyanın en ücra köşesinde bir Müslüman acı çekiyorsa benim mutlu olmamın anlamı yok. Eğer ona üzülmüyorsam işte zihin dünyamıza çekilen algıların bir sonucudur bu. Dolayısıyla fotoğrafın büyüğünü görerek basit şeylere takılmadan bize dayatılan yapay kimlikler üzerinde değil ümmet kimliği, Müslüman kimliği, iman kimliği üzerine odaklanmamız gerekiyor. Ve toplumumuza bu şuuru vermemiz gerekir.” 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Önceki HDP'li Hüda Kaya gözaltına alındı
Sonraki Bulduğu parayı sahibine teslim etti

Yazılan yorumlar hiçbir şekilde tarafımızın görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.